Web Tasarım Ankara

HÜSEYİN ÖZTÜRK - YENİ AKİT 2011-03-07

 

Bu haftaki kitabımız Nesil Yayınları’ndan. “Orduda ve Yargıda” üst başlığı ile “Darbeci Kuşatma” adını taşıyan eserin alt başlığına; “İçeriden gözlemlerle” denilmiş. Kitabın yazarı, TSK bünyesinde 15 yıl hâkim olarak görev yapan Emekli Binbaşı Yusuf Çağlayan. 1988 Aralık Yüksek Askeri Şûrası’nda “irtica” gerekçesiyle ihraç edilene kadar tanık olduğu hukuksuzlukları anlatarak, amacını şöyle açıklıyor: “28 Şubat sürecinde kişisel olarak yaşadıklarımı ve bizzat tanık olduklarımı, bu olayların arkasındaki Zihniyeti tarihe bir not olarak düşmek istedim. Son dönemde Türkiye’deki demokratikleşme süreci ve vatanperver ordu ile darbeci zihniyet arasında ayrımın belirginleşmiş olması, bu kitabı yazmamdaki en büyük etkendir. Darbe öncesi ortam hazırlama ve darbe psikolojisini tüm orduya, hatta topluma hâkim kılma süreçlerini fiili olarak yaşadım. Zaman içinde tekâmül eden bu çalışmalarımı, darbeci zihniyet ile yüzleşmemin bir belgesi olarak bu kitapla sizlere sunuyorum.” Eseri okuduğunuzda öyle gerçeklerle yüzleşiyorsunuz ki; defalarca, “Olamaz, dünyanın hiçbir yerinde, ülkesinde, toplumunda, böyle ilkel düşüncelere yer yoktur” diyorsunuz.

 

Eserden bir örnek paylaşmak isterim. “Darbe Neden Açıktan Yapılmadı” başlıklı bölümde şunlar kaydediliyor. “Bir gün beni makamına çağıran komutanım bana; ‘inancın halka mahsus bir şey olduğunu’ söyledi. Ordudaysa erlere mahsus’ olduğunu, bu seviyede kaldığı takdirde inancın yararlı olabileceğini ifade etti. ‘Örneğin savaşta inanç; ere, avcı boy çukurunda tutan bir kuvvet verir’ dedi. Sözü döndürüp dolaştırıp darbeye getirdi ve şöyle dedi: ‘Darbe neden açıktan yapılmadı biliyor musun? Er faktörü yüzünden. Bu erler, bu milletin çocukları. Açıktan yapsaydık bu erleri nasıl itaat ettirecektik?.’ Artık söyleyecek bir söz bulamamıştım. Ben kritik bir hududun savunulması için konuşlandırılmış bir hudut birliğinin savcısı olarak, hudut olaylarının soruşturmasına gidiyordum.

Geç saatlere kadar soruşturma yapıp, sabaha karşı dönerken ve yolda derin uykuya dalmış köylerden geçerken, köy minarelerinin siluetini gördüğümde gurur duyuyor ve kendi kendime şöyle diyordum:

“Arkamda yediyüzseksen bin kilometrekare vatan toprağında milyonlarca insan huzur içinde uyuyor! Onlar rahat içinde uyuyorsa ve bu minarelerden ezan okunuyorsa, bu Mehmetçik’in sayesinde. Şu anda ben de bu huzur ve güvene bir birimlik katkı yapıyorum.” Evet, kitapta pek çok sorunun cevabı var ama şu iki soru çok önemli.

 

Birincisi; “Yargı neden ideolojik misyonlar üstleniyor?”

 

İkincisi; “Toplumun kimlik değerlerini iç tehdit olarak algılatan güvenlik anlayışı hangi zihniyetten besleniyor?”

 

Bu soruların cevabıyla birlikte daha nice sorulara cevaplar verilmiş.

 

Eser hakkında bilgi için Nesil Yayınları 0212- 551 32 25

Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...