Web Tasarım Ankara

Milat Gazetesi - 19 Nisan 2012
Abdülkadir Karakaya
 
28 Şubat sürecinde ‘irtica’ paranoyasıyla ordudan atılan emekli Hâkim Binbaşı Yusuf Çağlayan, “Çevik Bir’in ‘Erbakan’ın emir ve talimatlarını uyguladım’ savunmasının geçerli bir dayanağı yok” dedi.
 
Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği tarafından yürütülen 28 Şubat soruşturması kapsamında Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) mimari Çevik Bir’in de aralarında bulunduğu üst düzey komutanların tutuklanmasını değerlendiren emekli Hâkim Binbaşı Yusuf Çağlayan, 28 Şubat’a destek olan bütün kesimlerin dava kapsamında soruşturulmasını istedi. ‘Postmodern darbe’ olarak adlandırılan 28 Şubat sürecinde hâkim binbaşı olan ve ‘irticacı’ olduğu gerekçesiyle ordudan atılan Çağlayan, “Bu soruşturma önemli bir kilometre taşıdır. Darbelerle yasadışı olarak demokrasiyi kesintiye uğratanlara her türlü mücadele edilmelidir. Aksi takdirde bu teşebbüslerin arkası kesilmeyecektir” açıklamalarında bulundu.
 
 

Darbenin çekirdek kadrosu gözaltında

 
Soruşturma kapsamında tutuklanan isimlerin darbenin çekirdek kadrosunu oluşturduğunu vurgulayan Çağlayan, “Soruşturma bu merkezden çevreye doğru gittikçe genişleyecektir. 28 Şubat elbette sadece bu kişiler üzerinden dönmesi mümkün değildir. Darbe sürecini yönetenler ve ona destek olanlar var. Bunlar Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmış ve yaptırımı öngörülmüş suçlardır. 28 Şubat’a kasten veya ihmalen destek olan kim varsa soruşturma kapsamında değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı. Daha önceki dönemlerde 28 Şubat’ın soruşturulmaması için yargıya baskı ve dayatmaların yapıldığını kaydeden Çağlayan, yargı üzerindeki vesayet hafifletilmeye başlayınca bu soruşturulmanın açılmasının beklenen bir gelişme olduğunu belirti.
 

Geçerli bir savunma olamaz

 
Çevik Bir’in soruşturma kapsamında verdiği ifadede ‘Erbakan’ın emir ve talimatlarını uyguladım’ savunmasını yapmasının geçerli bir dayanak olamayacağını dile getiren Çağlayan, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hangi durumlarda sivil otoritenin emirlerini uygulayacağı kanunlarda bellidir. Hükümetin askerden böyle bir talebi asla olmamıştır. Dönemin Milli Güvenlik Kurulu’nda hükümetin mi iradesi işliyordu? Alınan kararlar BÇG eliyle MGK’ya dayatıldı ve kararları hükümet almış gibi gösterildi. Bu zaten bütün darbelerin arkaya sığınma taktiğidir. O yüzden Bir’in ifadeleri geçerli bir savunma olamaz” değerlendirmesinde bulundu.
 

Çok ağır zararlara uğratıldık

 
28 Şubat’ta BÇG eliyle TSK ve toplum nezdinde baskıcı bir otorite kurulduğunu ifade eden Çağlayan, “BÇG, TSK’nın hiyerarşik yapısını ele geçirmek için benim de aralarında bulunduğum birçok ismi tasfiye etti ve toplum üzerinde hâkimiyet kurdu. Süreç bu doğrultuda işletilerek hükümet iktidardan indirildi. TSK’yı ilgilendirmeyen konularda topluma birtakım uygulamalar dayatıldı. Bu uygulamalar açıkça suçtur. Millet ve devlet olarak çok ağır zararlara uğratıldık. Savcılık şu anda yapması gerekeni yapıyor. Umuyorum ki bu aktörler hakkında yasaların öngördüğü cezalar verilecektir” dedi.
 

Destek olanlar da cezalandırılmalı

 
O dönemde medyanın darbeye desteğine değinen Yusuf Çağlayan gazete ve televizyonların darbeye zemin hazırlamak için açıkça kullanıldığını söyledi. Çağlayan, “Darbeler ordu merkezli olmasına rağmen destek aldığı kesimler çok önemlidir. Bu bakımdan medya ne yazık ki kamuoyu oluşturmak için açıkça kullanılmıştır. Buna alet olan bir çok gazeteci ve köşe yazarı mevcuttur. Kimin ne şekilde destek verdiği ve bu destekler sonucunda darbenin nasıl yapıldığı arşivlerde mevcuttur. İşlenen suçlarda sadece failler değil destek olanlarda cezalandırılmalıdır” dedi.

 

Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...