Web Tasarım Ankara

 

 

 

    GÖKTEN YAĞAN HAKİKATİN İPUÇLARI 

 

 

    Hayatın önemli bir parçası olan bitkilerin topraktaki besinlerini almaları, en kaba ifadeyle, toprağın sulanması ile mümkündür. Ağaçların ve ormanların solunum sistemi açısından önemi malumdur. Kısaca ormanlar dünyanın akciğerleridir diyebiliriz. Buradaki konumuz, solunum sisteminin ana unsurlarından olan ağaç ve bitki örtüsünün sulanması sistemi, yani yağmur…

    Yağmur… Sıvı halden buhara dönüştürülüp, milyonlarca ton suyun havadan nakledilerek uçsuz bucaksız karalara yayılmış olan bitkilere ulaştırılma fiili, icraatıdır…

    Yağmurun oluşabilmesi için, buharlaşma, bulutlaşma, bulutların nakli, yoğunlaştırılması gerekir. Bu sistemde, Güneş ile okyanuslar, denizler adeta bir buhar kazanı gibi…Güneş ışığının etkisi ile her gün yüz binlerce metreküp su buharlaşarak atmosfere doğru yükseliyor. Ve yükseldikçe soğumaya başlıyor. Öyle bir yüksekliğe ulaşıyor ki, bu yükseklikte artık yoğunlaşma başlıyor. Deniz ve okyanusların tuzlu olması, atmosfere girerek yanıp kül olan meteorların kül tanecikleri, yine çöllerden yükselen toz parçaları yoğunlaşmanın kütle halinde gerçekleşmesini önlüyor. Çünkü, buhar deniz ve okyanuslardan beraberinde taşıdığı tuz iyonları, meteor kül parçacıkları ve çöl tozları üzerinde nemlenme şeklinde tutunmaya başlıyor. Böylece her bir toz taneciği nemli bir mini damlacık oluyor. Sonra bu mini damlacıklar rüzgarla birbirine çarpıyor ve birleşmeye başlıyor ve artık kütlesi öyle bir büyüklüğe ulaşıyor ki, yer çekimine mukavemet edemiyor ve yere doğru düşmeye başlıyor. İşte yağmur damlası… Veya, nemli toz zerrecikleri  birleşip kristalleşiyor. Yani donuyor. Katı hale gelince yere düşmeye başlıyor. Ancak yere ulaşmadan sıcak bir hava tabakasından geçirilerek tekrar sıvı hale getirilip yağmur damlası olarak yere düşüyor. Ancak bu sıcak hava tabakası olmazsa veya damlalar düşerken soğuk bir hava tabakası ile karşılaşırsa, yağış dolu olarak gerçekleşiyor. Kristalleşme buz derecesine varmadan, daha yumuşak bir seviyede kalıp yağış gerçekleşir ise bu kez de yağış kar olarak gerçekleşiyor…

    Bitkilerin önemli bir beslenme unsuru olan su, buharlaşma özelliği olmasa, yağmur sisteminin oluşması mümkün değildir. Sıvı özelliği olmasa, akmayacak, arazileri dolaşmayacak, yerden sulama yapılamayacaktır.

    Aynı zamanda suyun donma ve karlaşma özelliği de bulunuyor. Neden? Bilindiği üzere bitkiler meyvelerini verip sonbaharda yapraklarını döküyor. Hava belli bir soğukluğa geldikten sonra da donarak canlılığını kaybetmemesi için özsuyu kapatılıyor. Ancak ilk baharda donma tehlikesi geçtikten sonra özsuyu tekrar bitkide dolaşmaya başlıyor. İşte bu iki işlem arasında bitkilerin suya ihtiyacı asgari seviyede oluyor. Eğer kışın yağışlar kar şeklinde olmasaydı veya yağmur olarak yağdığı zaman dereler sular donmasaydı, tüm yağış faydasız akıp denizlere, göllere boşalıp gidecekti. İşte kışın yağışın kar şeklinde oluşu ve donma ile kışın sular yüksek tepelerde ve dağların derelerinde bloke ediliyor. İlkbaharda bitkilerin uyanışına, yani ihtiyacına paralel bir zamanlama dahilinde erimeye başlıyor.

    Yağmurun oluşmasında güneşten, denizlere, atmosferden rüzgarlara, çöldeki fırtınalardan, meteorların yanıp kül olarak atmosfere karışmasına kadar bir çok şuursuz, iradesiz, bilgisiz, görmez, duymaz; birbirinden uzak maddeler, cisimler  öyle bir zamanlama ile hesaplı, ölçülü, faydalı öyle şekil ve özellik kazanıyorlar ki,  her biri yağmuru netice verecek bir vaziyet alıyorlar…Mesela, bu icraatta rol alan bir toz zerreciğinin bulutun içine girip, yağmuru yüklenip buluttan koparıp yere indirmesi şeklinde tecelli eden kasıtlı ve şuurlu hareketi elbette o şuursuz toz zerresine verilemez.

    İşte diğer bütün unsurların bu vaziyet alış ve özellik kazanışında, yağmuru oluşturmak, havadan nakledip, bitkilere yağdırarak beslenmesini sağlamak gayesi takip ediliyor. Bu unsurlarda, bitkilerin  ihtiyacını görecek, faydaları gözetecek, neticeyi sağlayacak çok ince ve hassas ayarlarında hükmeden ve işleyen bir ilim, bir irade, bir hikmet, kudret ve basiret sıfatları mana olarak akla görünür. Yağmurun imali ve yağdırılması icraatı bilme, görme, isteme, faydaları gözetme, gayeyi takip etme ve neticeye uygun şekil ve vaziyet verme;  tüm bu işlere güç yetirme ile gerçekleşen bir icraattır. Küçük bir tarlayı sulamak için gerekli yağmurlama sistemini incelediğimizde, nasıl bu sistemi teşkil eden her bir malzeme üzerinde, o malzemenin bu sulamayı gerçekleştirme gayesini takip eder bir vaziyet alışı var ve bu vaziyet alışlar da ancak bilen, gören, isteyen şuurlu bir usta ve mühendisin sanatıdır. İşte,  yağmur sisteminde de bütün dünyayı sulayan büyük bir icraat gerçekleştiriliyor...Bu icraatın gerçekleşmesindeki sanatı, fiili ve sıfatları görmenin insanda tahakkuk etmesi  hakikatin ipuçlarıdır.

 

  

Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...