Web Tasarım Ankara

 

İSTEME ADRESİ : http://bit.ly/1g8UExf

"Darbe öncesi ortam hazırlama ve darbe psikolojisini tüm orduya, hatta topluma hakim kılma süreçlerini fiili olarak yaşadım. Ve yaşadıklarımı tahlil ederek darbeci zihniyetin kodlarını sürekli sorguladım. Zaman içinde tekamül eden bu çalışmalarımı, darbeci zihniyet ile yüzleşmemin bir belgesi olarak bu kitapta sizlere sunuyorum."

Ø Orduda ve yargıda darbeci kuşatma nasıl inşa edildi?
Ø Da
rbeci zihniyetin kodları nelerdir?
Ø 
Toplumun kimlik değerlerini iç tehdit olarak algılatan güvenlik anlayışı hangi zihniyetten besleniyor?
Ø 
Resmi ideoloji toplumun ortak paydalarını ve iç dinamiklerini nasıl bloke ediyor?

Orduda ve Yargıda Darbeci Kuşatma, içeriden gözlemlerle, bu sorulara cevap getiriyor.

 

"Olaylar, bir düşünüş biçimi, zihinsel tutum ve bakıştan ibaret olan zihniyetin haricî âleme yansımalarından başka bir şey değildir. Darbecilik bir eylemdir. Bu eylem sorunlu ise, bu eyleme yol açan asıl sorun zihniyettir. Zihniyeti anlamadıkça olayları da anlayamayız. Zihniyet değişmedikçe olaylar da değişmez."

"Me­­kanizma mükemmel işlemektedir. Çünkü mükemmel tasar­lanmıştır. Toplumun çimentosunu teşkil eden ortak üst kim­liğinin kay­na­ğı inanç ve değerler, rejim için birinci teh­dittir. Böylece, bu ideolojik ve rejimperest algı ile söz konusu teh­­dite karşı ye­rel sistemin muhafazası işlevine kodlanmış dar­beci ve derin yapılar büyük bir vatanseverlik anlayışı (!) ile kahra­man­ca (!) vazifeye atılmaktadırlar."

"Bir siyasal rejimin, milli kimliğin ana unsuru olan milli ve manevî değerleri siyasetten, ticaretten, eğitimden, okuldan, kışladan ve tüm kamusal alandan dışlayan bir ka­rakterde olması, bu değerlerle siyasî anlamda barışık olmaması, tesadüfî veya gerçekten halk yararına olduğu için değildir. Kendi toplumu ile mesafeli, hatta çatışır olmanın getireceği tutarsızlık, ister istemez bu rejimi küresel güçlerle işbirliğine sürükleyecektir."

"Her şeyin resmi ideolojiye göre anlam kazandığı bir ülke... Ne suç, ne değil; kim dost, kim düşman; kim sakıncalı, kim sakıncasız... Sonuçta merkeze yerleştirilmiş resmi bir ideoloji kalıbı ölçü olunca, her şeyin ona göre anlam ve işlev kazanması da kaçınılmaz olacaktır. Kısaca, ideolojinin emrine girmiş bir siyaset, bilim, bilim adamları, eğitim, hukuk ve ordu... Tüm bu alanları işgal eden ideolojik tutum, bilim-teknoloji ve ahlâk kurumlarını ve toplumu bir kenara iten bir düşünsel ortam oluşturmaktadır."

Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın Sunuş Yazısı

 
Kategori: DUYURULAR   
Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...