Web Tasarım Ankara

YENİ ŞAFAK KİTAP EKİ – SAYI 52 -AHMET AY
 
"Sineklerle uğraşmaktansa, önce bataklık kurutulmalı" diyen Yusuf Çağlayan, Orduda ve Yargıda Darbeci Kuşatma kitabında işte bu antidemokratik bataklığı, Türkiye düzleminde kurutmaya çalışıyor.
 
Türkiye, çok karanlık zamanlar gördü. Pek çok kereler demokrasisine, en antidemokratik kurumlar tarafından ayarlar verildi. Kanıyla kurduğu cumhuriyeti, defalarca kaybetmenin eşiğine getirildi. Hatta bazı dönemlerde, seçim yüzü görmeyen diktacı iktidarlarla yönetildi. Böylesi her çelmede on yıl kaybetti. Her demokrasi sınavında bir neslini yitirdi. Manevi değerleri sistemli bir şekilde yok edildi, toprağına büyük hamaset tohumları ekildi, büyük acılar çektirildi ve hâlâ da çektirilmekte...
 
Fakat bugünlerin mağdurlarıyla o günlerin mağdurları arasında bir fark var. Bugünün mağdurları, küreselleşen dünyanın ulaştığı konjonktürde, artık daha rahat hesap sorabileceklerini biliyorlar. Zamanın ve şartların değiştiğini, korkma sırasının artık bu mağduriyetlere sebep olanlara geçtiğinin farkındalar. Ve her kanaldan, her iletişim organından, ciğerleri çatlarcasına haykırarak haksızlıkları söylüyorlar. Yılmıyorlar, çekinmiyorlar, korkmuyorlar... Farklı şekil ve üsluplarda "Türkiye artık değişti!" diyorlar. Evet, Türkiye artık Türkiye Cumhuriyeti.
 
Resmi ideoloji cellatları
 
İşte Nesil Yayınları'ndan Mart ayında çıkacak olan, Emekli Askerî Hâkim Yusuf Çağlayan'ın kaleme aldığı Orduda ve Yargıda Darbeci Kuşatma kitabı da böyle bir haykırışın meyvesi... Böyle bir hesap soruşun hikâyesi... Üstelik bu sefer haykıranlar, yaşanan karanlık süreçlerde en çok mağdur edilen insanlar; yani resmi ideoloji cellatlarının ilk baltasını çaldığı, maneviyata değer veren ordu mensupları.
 
Bu zamana kadar belki onların mağduriyetleri çok gündeme gelmedi. Çok bahsi geçmedi. Gerek mağdur oluşlarının resmi (!) şeklinden, gerekse bunun hukuka uygun bir şekilde (!) yapılmasından dolayı, onlar, haklarını hiçbir yerde arayamadılar. Hiçbir makama dertlerini anlatamadılar. Çünkü onları, fedakârane yaptıkları vazifelerinden, hizmetlerinden nankörcesine kovanlar; bu "yüzde yüz" mağdurların haklarını arayabileceği hiçbir açık kapı da bırakmadılar. Gerektiğinde, bu işte yargıyı kullandılar; gerektiğinde, ilgili yasalarda yeni düzenlemeler yaptırdılar... Ve nihayetinde; bu insanların şerefle taşıdıkları üniformaları, haksızca sırtlarından soyulup alındı. Kimisi bu acıya dayanamadı, bunalıma girip canına kıydı. Kimisi, hiçbir iş bulamadı, ailesiyle ortada kaldı. Kimisi ise işportacılık yaptı, ama asla yaşadıklarını unutmadı. Fakat bu insanlar, bu kahraman insanlar, yine de vatanlarını ve bir zamanlar bağlı bulundukları kurumlarını kötü şekilde anmadılar.
 
Darbeci zihniyetin ilkeleri
 
Bu kitabın içeriğini anlatmak bir yönüyle güç. Çünkü her bölümde; bir hadise geçmiyor ki, bir hatıra nakledilmiyor ki, gözyaşlarınız yanaklarınıza hücum etmesin.
 
Kitabın daha duygusal anlatıların yer aldığı ilk dört bölümünü asıl tahlillerin yer aldığı bölümler izliyor. Darbeci zihniyetin hangi ilkeler eşliğinde bu uygulamaları yaptığı, bu insanların nasıl bir zihniyetin mahsulü olduğu yazar Yusuf Çağlayan tarafından farklı kod başlıkları altında sorgulanıyor. Bu nedenle konu edilen kitap sadece bir anılar manzumesi olarak algılanmamalı... Orduda ve Yargıda Darbeci Kuşatma, ilerleyen günlerde, içindeki anekdotlarla Türkiye'nin gündemini epey meşgul edecek gibi...
Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...