Web Tasarım Ankara

Türkiye’nin yüz yıllık eğitim politiği paradigması, 1800’lü yıllardan itibaren başlayan ve 1900’lü yılların başında belirginlik kazanan İslam ve Batı algısına dayanır. Bu algı ile yapılan problem tanımlaması, çözüm için mevcut eğitim politiğini sonuç vermiştir.
Türkiye’nin eğitim politiğinin dayandığı pozitivist bilim paradigması ve bu doğrultuda gelişen kültürel batılılaşma perspektifi, yüz yıllık tecrübeden sonra anlaşılmalıdır ki, Türkiye’nin ve Türk toplumunun eğitim ihtiyacını karşılamada tamamen yetersiz kalmıştır ve artık eğitim alanında, aynı perspektifle çözüm üretme anlayışı terk edilerek, eğitimde sağlıklı açılımlar yapmayı sağlayacak bir perspektif geliştirilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.
Günümüz eğitim reformu tartışmalarına baktığımızda, tartışma konularının eğitimin mimari boyutu ve dekoruna dair tartışmalar olduğu görülecektir. Hâlbuki sözünü ettiğimiz açılımlar bu alanlarla sınırlı değildir. Yüz yıl önceki algılarla kurgulanan eğitim zihniyetinin kökten sorgulanması, tartışma konularının bu alandan başlaması gerekmektedir.
Kitabımızda, Cumhuriyet dönemi eğitim politiği paradigmasının oluşumunda hem İslam ve Batı algısı ve hem de bu algı bağlamında gerçekleştirilen problem tanımlaması çeşitli boyutları ile ve etraflıca ele alınmıştır. Öyle görünüyor ki, eğitim sistemimizin yeniden yapılandırılmasının kaçınılmaz olduğu bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Yeni dönemde izlenecek yeni eğitim politiğimizin eski İslam-Batı algısı ve bu algı bağlamında yapılan problem tanımlaması temel alınarak yeniden yapılandırılması mümkün değildir. Türkiye’nin yeni eğitim politiğinin yeni paradigması ne olmalıdır?
İşte bu kitapta, Türkiye’nin eğitim politiği, insan problemi, bu problemin toplumsal barış ve toplumsal kalkınma verileri bağlamında ve mevcut tartışmaların dışında, farklı bir çerçevede sorgulanmaktadır.
 
Kategori: DUYURULAR   
Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...